5-Helal Olsun

Mutsuz insanların kaçış noktaları vardır. kimi kitaplara kimi yemeklere verir kendini. Bende yazıya ya da ona bağlıyorum. Yalnızlık oldukça karmaşık bir durum çünkü. Şahsen ben hatalarımın çoğunu bu yüzden yaptığımı düşünüyorum. Belki bahanedir bu. Bilmiyorum.

Yanıma geldi ve “defterler yurtta, şu an alamam çıkışta vereyim” dedi. Israrla istedim. Bana bir neden söyle dedi. Ve ben bir diğer dönüm cümlemi kurdum. Ona ilk kez sen dedim. “sen onları hak etmiyorsun” dedim. Cevap gelmedi. Defterler geldi.  O hafta sonu ağladım. Sevilmemenin en acı şekliyle ağladım. Okul açıldığında şarkıyı unuttum, detone oldum,dalga konusu oldum. Ama umurumda değildi. Ben sadece O’nu istiyordum. Kulağıma eğilip müdür yardımcısına yazdığı şarkıyı söylediği günü istiyordum. Kar yağarken garip bir tonla “Ne yapmak istersin” dediği günü istiyordum. Okuldaki herkesten nefret ediyordum. Her tenefüs o kızla karşımda flört etmesinden nefret ediyordum.

Zaman her şeyin ilacıymış O’nun sayesinde bunu öğrenmiştim. Alışmıştım yokluğuna. Sanki eskiden izlediğim bir dizinin oyuncusuydu ve ben diziyi özlüyordum. Yerini kapatmıştım. Sadece yalnız kaldığımda onu oradan çıkarır hasret giderir geri koyardım. Bana ait olduğunu hayal etmek bile mutlu ederdi. Okulun kapanmasına 4 gün kala rüyamda O’nu ve sevgilisini gördüm. Her zaman yaptğı gibi ağlatıyordu beni. Kapattığıma,O’nu unuttuğuma öyle inanmıştım ki bu rüya her şeyi mahvetmişti. Aylarca kafamda kurup bir sonuca varamadığım o güne az kalmıştı. Bir şeyler yapmak istiyordum son bir şans diyordum ama sabrım tükeniyordu. Okulun son günü geldiğinde pes etmiştim. Öyle ya zaten yoktu bende.  Gidişi sevgilisini bağlardı beni değil.

 Sırf O’nu hatırlatıyor diye sevmediğim bir hoca vardı. Hala sevmem ama nedeni sadece O mu bilmiyorum. Sırf zorunlu durumda olduğumdan birazda yaramı deşmek adına o hocayla konuşmaya başladım. Sonra O geldi. Nefes alamadım ve başım dönmeye başladı. Herkes bana bakıyordu sanki,uğultular duyuyordum ve ben ölüyordum. Ayırt ettiğim,duyduğum tek şey O’nun sesiydi. Defalarca duymak istiyor ama ne dediğini anlamıyordum. “Helal et” diyordu. Neyi helal edecektim? Alfred demek aşk demekti benim için. Acı demekti. Acı helal edilir miydi? Peki ya aşk? Ben kendimle savaş halindeyken cevap vermem gerektiğini fark ettim. Düşünecek çok şey vardı ama zaman yoktu hep olduğu gibi. O beni bırakmıştı. Hem de  O’nu ne kadar sevdiğimi bilerek,bunu kaldıramayıp pes ederek.. “Helal olsun” dedim. Sesim umduğumdan daha güçlü çıkmıştı. Yüzümdeki nefrette cabası. İyi bir oyuncuydum. Kendi eseriyle gurur duymalıydı.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !